Metrodayım . Her zaman ki gibi kalabalık ve oturmak için yer bulmak zor. Ben şanslılardanım. Oturuyorum. Benden iki ön sırada , kapının hemen önünde ,solda annesi ve oğlu sğda yine aynı aileden bir başka oğul var. Gençler 14-15 yaşlarında. Osmangazi istasyonunda yaşlı bir kadın metroya bindi. Tabii günümüzde yer veren genç artık olmadığından doğal olarak gençler yer vermedi. Anneleri gençleri yer vermeleri için defaatle uyardı. Biri uyumaya yattı, diğeri cep telefonunda oyuna. Anne söz dinletemeyince kalktı, yaşlı kadına yer verdi. Buraya kadar günümüz toplumununun -maalesef- rutini. Olay asıl bundan sonra .Bu aile Esentepe istasyonunda indi. Gençler yolculuk boyunca oturdular ve ANNElerine yer vermediler, yer vermek için girişimde dahi bulunmadılar , başlarını bile kaldırmadılar. Tamam günümüzde yaşlılara yer vermek diye bir şey kalmadı, gençler rahatlarını bozmuyorlar anladık da... İşte bu da önemli ! Ya! insan annesinin ayakta yolculuğuna nasıl dayanır. O'nun yorulmasına nasıl rıza gösterir ? Bu hale nasıl geldik? Tamam saygı bitti. Tamam bireysellik ve konformizm toplumu aldı götürdü. Ya! anneye karşı hürmet,sevgi ? B u nasıl bitebilir ? Na hak yere kendinizi harap etmeyiniz beyler maalesef ahlak sukut etti!! Bu toplum değerlerini nasıl kaybetti ? Yazık, Çok yazık...
Durkheim bunu anomi ile açıklar. Anomi ; Toplumların ekonomik buhran ,krizler, ani zenginleşme veya fakirleşme durumlar yada hızlı dönüşüm sırasında eski normlarını ve değerlerini kaybetmesi ,yerlerine yenilerini koyamama durumudur.
Sosyologlar geneli bu durumu kurumsal güvenin azalması,digitalleşme ve popüler kültürün zararlı etkileri başta olmak üzere yaygın kurumsal çözülmelerle açıklamaya çalışmaktadırlar.
Bir adam çiçekçide durdu. Amacı başka bir şehirde oturan annesine gönderilmek üzere çiçek sipariş etmekti. Çiçekçiye girmeden önce, kaldırıma ilişmiş bir küçük bir kız fark etti. Hüzünlü ve ağlamış olduğu gözlerinden belli oluyordu. Adam küçük kıza yaklaştı ve ona neden ağladığını sordu. Küçük kız, “Anneme kırmızı bir gül almak istiyordum. Ama param yetmedi. Ona her yıl olduğu gibi, bugün de mutlaka bir gül almalı ,onu mutlu etmeliyim.” dedi. Adam küçük kıza gülümsedi ve “Benimle gel, sana annene vermen için bir gül alacağım” .Kendi çiçeğini sipariş etti ve kıza çok güzel bir kırmızı gül aldı. Arabasına binip tam gidecekken, küçük kıza dönerek, onu annesine götürmeyi teklif etti. Küçük kız çok sevindi. “Teşekkür ederim amca” dedi, “Yolunuzdan alıkoymayacaksam, evet, beni anneme götürebilirsiniz!” dedi. Gidecekleri yere vardılar. Küçük kız, adamın şaşkın bakışları arasında, arabadan inerek, elindeki gülü, ağlayarak, henüz kazılmış bir mezara yerleştirdi. Bu onun annesinin mezarıydı…Annesine çiçek almak isteyen bu küçük kız adamı etkilemişti. Çiçekçiye geri döndü. Annesine uzaktan çiçek siparişini iptal etti. Oradan aldığı çiçekleri kucakladığı gibi, arabasını iki yüz kilometre uzaklıktaki annesinin evine doğru sürdü.
Son söz : ' Öğrenmek zekanın, yapmak ahlakın işidir.' Nurettin Topçu
İnstagram :drkoksal
e-mail : kyeken@yahoo.com

