irpmedya @ gmail.com


Sertleşme sorunu olan erkeklerde sertleşmeyi sağlayan en önemli faktörlerden biri olan nitrik oksitten ilk yazıda bahsedilmişti. Bu yazıda nitrik oksiti arttıran gıdalar ve takviyelerden bahsedilecektir.
ANTİOKSİDAN GIDALAR
Mineral (Se, Zn), vitamin (A, C, K ve E), karotenoitler, ko-enzim Q10, polifenoller (karoten, C, A ve E vitamini), melatonin iz element, ürat, flavonoidler, β-karoten gibi yapılar antioksidanlar olarak bilinmektedir.
Havuç, patates, mısır, pancar, soğan, sarımsak, havuç, domates ve ıspanak gibi yeşil sebzeler, böğürtlen, nar, yaban mersini, çilek, ahududu, kızılcık, kayısı, kiraz, incir, kestane, elma, üzüm gibi meyveler, soya tohumu, kepekli ekmek, bal, çay, kahve, çikolata, adaçayı, zencefil, biberiye, karanfil ve kekik, zerdeçal, kimyon, karabiber gibi baharatlar, süt ve et ürünleri antioksidan içermektedir.

Şekil 1: Antioksidan içeren bazı gıdalar
Bitkisel yağlar, yağlı gıdalar, mayonez, fındık, ceviz, tahıllar, soya, kakao, unlu gıdalar, baklagiller, ayrıca hayvansal gıdalar da mevsimlere göre (özellikle deniz ürünleri) değişkenlik gösterseler de önemli bir antioksidan olan vit E kaynağıdırlar.
Buna ek olarak, dışarıdan alınan bazı mineraller de vücuttaki antioksidan enzimlerin yapısına girerek onların aktivasyon göstermelerini sağlarlar. Bu mineraller selenyum, bakır, çinko ve manganez gibi minerallerdir. Tavuk eti, kırmızı et, yumurta, yulaf gibi besinler selenyum, zeytin, fındık, ceviz, kuru üzüm, arpa, tam buğday ekmeği, bal, kuzu ciğeri, sarımsak, portakal, pancar, pekmez, brokoli, fasulye ve bezelye gibi besinler bakır, midye, sığır eti, kuruyemiş gibi besinler çinko, yeşil yapraklı sebzeler, kepekli tahıllar, fındık, ceviz, badem, meyveler, avokado, kuşkonmaz ve çay gibi besinler ise manganez minerali bakımından zengindir.
Hastaların bilinen vitamin vb tabletlerinden ziyade zengin antioksidan içeren besinleri günlük olarak düzenli tüketmenin sağlık açısından daha uygun olacağı, takviye gerekirse mutlaka doktor kontrolünde alınması gerektiği önemlidir. Örneğin bilinçsizce fazla miktarda alınabilen E vitamini prostat kanseri ve ölüm riskini arttırmakta, aspirinle birlikte alındığında ise kanamaya yol açabilmektedir.

ALINABİLECEK TAKVİYELER
Bazı çalışmalar L-arginin, sitrülin, çinko, vitamin D, pycnogenol (Fransız deniz çamı kabuğu özü), panax (kore ginsengi) gibi besinlerin sertleşme sorununda faydalı olabileceğini göstermiştir. L-sitrülin ve L-arginin, NO üretimi için ham maddelerdir , ancak L-arginin vücut tarafından emilmeden önce büyük ölçüde parçalanır.  L-sitrülinin doğal kaynakları kavun, özellikle karpuzdur, ancak seviyelerinizi etkileyecek kadar yiyemezsiniz. Ortalama L-arginin alımı 5 gramdır ve en iyi kaynaklar tavuk ve hindidir. 
L-ARJİNİN VE L-SİTRÜLİN
En yaygın NO takviyelerinden ikisi L-arginin ve L-sitrülindir. L-arginin, protein yapımında ve NO sentezinde rol oynayan metabolik olarak çok yönlü bir amino asittir. L-arginin, penil düz kas gevşemesi için gereken en önemli takviyelerden biridir. L-arginin, sertleşme fonksiyonunu iyileştirir. L-arginin verilmesi, ED'nin tedavisinde önemli bir rol oynayabilir. Yapılan çalışmalarda diyet takviyesinde en yüksek kullanılan yapının %63 oranla L-arginin olduğu, dozun en az 5gr/gün olması gerektiği bildirilmiştir. ED'li hastaların önemli bir kısmının düşük arginin veya sitrülin seviyesine sahip olduğu gösterilmiştir. Arginini düşük hastalarda NO yeterli üretilemeyecek, ağızdan sertleşme sorunu için alınan ilaçlar da fayda etmeyecektir.
L-arginin veya L-citrülin’e panax ginseng (kore ginsengi) pycnogenol (Fransız deniz çamı kabuğu özü) , transrestratvol (üzüm kabuğu ve dut gibi bitkilerde bulunan güçlü antioksidan), prelox ve tribulus terrestris (demir dikeni) gibi bitkisel ürünlerin eklenmesi NO üretimini arttırarak sertleşmeyi teşvik edebilmektedir.
ED’de düşük yoğunlukta şok dalga tedavisi uygulanan hastalarda L-arginin eklenmesi sinerjik bir etkinlik göstererek tedavinin etkinliğini arttırmakta da kullanılmaktadır.
Arginin takviyesinin tek başına veya kombine alımında baş ağrısı, kaşıntı ve uykusuzluk gibi hafif olumsuz etkiler %2-8.3 gibi düşük bir oranda görülmüştür.
OMEGA-3 YAĞ ASİTLERİ (O3YA)
Somon, balık ve sardalya gibi yağlı balıklardan veya ticari olarak balık yağından elde edilen Omega-3 yağ asitleri, damarda plak oluşumunu ve iltihabı önleyerek ve NO salınımını uyararak damar sağlığını destekler. Amerikan Kalp Derneği kardiyovasküler hastalığı olan bireylerde hem erektil hem de vasküler sağlığı korumak ve iyileştirmek için düzenli O3YA alımını önermektedir. Beslenmede düzenli balık ve akdeniz diyetinin ereksiyon fonksiyonunu arttırdığı gösterilmiştir. Omega 3 yağ asitleri dışardan takviye olarak da alınabilir. Günlük doz 1000-2000 mgdır.

Şekil 2: Omega 3 yağ asiti içeren gıdalar
ANTİOKSİDANLAR
Reaktif oksijen türlerinin oluşumunu engellemek, bu maddelerin meydana getirdiği hasarları önlemek üzere vücutta görev yapan savunma sistemlerine “antioksidan savunma sistemleri” ya da “antioksidanlar” adı verilir. Antioksidanlar arasında glutatyon, melatonin, ürik asit, bilurubin, albümin, koenzim Q10, selenyum, α-lipoik asit, Folik asit (vit B9), A, C ve E vitaminleri sayılabilir.
FOLİK ASİT :
Yeşil yapraklı sebzelerde ve özellikle ıspanakta yaygın olarak bulunduğundan bu ad verilmiştir. Folik asit bakımından zengin kaynaklar, koyu yeşil yapraklı taze sebzeler, karaciğer ve diğer organ etleri, kırmızı et, alabalık, yumurta, domates, karnabahar, kuruyemişler, portakal sayılabilir. Meyveler, mısır, maya, kuru baklagiller de folik asit kaynaklarıdır. Yemeklerin pişirildiği su atılırsa vitamin kaybolur, Yiyecekleri saklama, hazırlama ve pişirme şekillerine çok dikkat edilmelidir. Çünkü yanlış uygulamalar folik asit kaybını artırmaktadır.  Folik asit vücutta NO üretiminde belirli bir yardımcı faktördür. Bu önemli vitaminin yetersiz alımı yaygındır Önerilen günlük alım miktarı 400 mikrogramdır. Sağlıksız beslenen kişilerde genellikle eksiklik görülür. Uzun vadede 400 mikrogramdan fazlasının alınması önerilmez ve buğday ekmeği ve tahıl gevreğinde ekstra folik asit alıyorsanız veya çok fazla sebze yiyorsanız, tabletleri ikiye bölüp günde sadece 200 mikrogram alınması önerilir.
Birçok çalışma, ED'li hastaların sağlıklı kişilere kıyasla daha düşük FA düzeyine sahip olduğunu göstermiştir. FA eksikliğinin arteriyojenik ED için bağımsız bir risk faktörü olduğu bildirilmiştir. Folik asit takviyesinin ED hastalarının tedavisinde potansiyel olarak olumlu etkilere sahip olabileceğini gösterilmiştir. Diyabetik ED’li hastalarda ağızdan alınan sertleşme ilaçlarına FA eklenmesi yan etkiye yol açmaksızın tedavi etkinliğini artırmaktadır.
KOENZİM Q10 (KoQ10)
Koenzim Q10, insan vücüdunda doğal olarak sentezlenen vitamin benzeri bir bileşiktir. Solunum, metabolizma ya da hücre solunumu işlemlerinde enerji üretiminde hayati öneme sahiptir.
KoQ10 antioksidan özelliklere sahiptir ve vücutta meydana gelen oksidatif hasarlara karşı korur. Birçok klinik çalışma, sistematik inceleme ve araştırmaların çoğu, KoQ10'un çeşitli hastalıkları tedavi etmek için bir takviye olarak kullanımını ve faydalarını göstermiştir. KoQ10 oksidatif hasara karşı koruma sağlayarak ereksiyon fonksiyonunu iyileştirir. KoQ10'un bir diyet takviyesi olarak kullanımı oldukça güvenlidir.
Hafif ED'li yüksek tansiyonlu erkeklerde KoQ10 takviyesi, antioksidan özellikleri ve damar genişlemesi etkisi ile ED’yi düzelttiği gösterilmiştir.
SELENYUM
Selenyum, antioksidan ve bağışıklık düzenleyici fonksiyona sahip temel bir elementtir. Üst sınır dahilinde eser metallerin (magnezyum, çinko, bakır ve selenyum) diyetle alımının artırılması, ED sıklığını azaltmada faydalıdır. Balık ve deniz ürünleri selenyum açısından zengindir ve diyet selenyum takviyesi için iyi bir seçimdir. Selenyum damar sertliğini, felci ve diğer kalpdamar hastalıklarını azaltabilir. Diyetle 400 mcg/gün aralığında selenyum alımının artırılması ED yaygınlığını azaltabilir.
ALFA LİPOİK ASİT (ALA)
a-Lipoik asit, doğada yaygın olarak bulunan bir antioksidan olup C vitamini, E vitamini ve glutatyon gibi diğer antioksidanların yeniden kullanılmasını sağlar. ALA hücre hasarını onarmak için bir antioksidan görevi görür.
Alfa lipoik asidin biyoyararlanımının besin alımı ile azalmasından dolayı, yemeklerden 30 dakika önce alınması tavsiye edilmektedir. Yapılan çalışmalarda ise alfa lipoik asidin güvenilir alım düzeyinin 600 mg/gün ile 2400 mg/gün arasında olduğu bulunmuştur. Alfa lipoik asitin glutatyon, E vitamini, C vitamini gibi diğer antioksidanlar ile birlikte kullanılması ile antioksidan etkisi daha da artmaktadır.
Günde 600 mg 12 hafta ALA deriden uygulanan erkeklik hormonu testosteronla kullanıldığında diyabetik hastalarda sertleşme bozukluğunu düzeltmektedir. Özellikle çevre sinir istemi etkilenmiş diyebetik hastalarda ED tedavisinde oksidatif stresi azaltması, damar endotel fonksiyonunu düzeltmesi, sinir iletimini ve kan akışını iyileştirmesi özellikleri ile ALA eklenmesi önerilmektedir.
VİTAMİN E (Alfa Tokoferol)
Vitamin E nispeten zayıf bir antioksidandır. E Vitamininin ağızdan ilaç tedavisi gören seretleşme bozukluğu olan hastalarda tedavinin etkisini artırdığı ve diyabetik hastalarda faydalı olduğu bulunmuştur. E vitamini eksikliği testis hasarına yol açabilir. Böbrek yetmezliğinde hemodiyaliz uygulanan kişilerin kontrol grubundaki kişilere göre cinsel işlev bozukluğuna daha yatkın olduğu gösterilmiştir. Bu tür kişilerde E ve C vitamini eksikliği vardır ve bu vitaminlerin uygulanmasıyla libido ve cinsel ilişki sayısı ve cinsel tatmin artar. Vit E dozu günde 400 mg’ı geçmemelidir aksi taktirde, fazla miktarda alınabilen E vitamini prostat kanseri ve ölüm riskini arttırmakta, aspirinle birlikte alındığında ise kanamaya yol açabilmektedir.
C VİTAMİNİ
Günlük önerilen doz 1.000 - 2.000 mgdır. Bu antioksidan, NO üretimini uyarır. C vitamini mide ekşimesini kötüleştirebilir, bu nedenle yatmadan önce alınması önerilmez. Günde üç fincan normal yeşil çay içmiyorsanız, her fincana antioksidanların emilimi üç kat arttırabilen 50 mg sıvı C vitamini ekleyebilirsiniz. Yorgunluk seviyesi ile cinsel tatmin arasında ters bir ilişki vardır. C vitamini takviyesi yorgunluğu önemli ölçüde azaltır ve cinsel sağlığı iyileştirebilir

VİTAMİN D
D vitamini seviyesi ile cinsel fonksiyon arasında bir korelasyon olduğu bildirilmiştir. Daha yüksek D vitamini seviyeleri, erkeklerde daha yüksek testosteron seviyeleriyle ilişkilidir ve bu da sertleşme fonksiyonunu iyileştirir.
B 3 VİTAMİNİ (NİASİN)
B vitamini damar endotel fonksiyonunu ve damar sertliğini iyileştirebilir ve sertleşme fonksiyonu üzerinde olumlu etkilere sahip olabilir. Daha yüksek diyet niasin alımının ED riskinin azalmasıyla ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bir çalışmada, 12 hafta boyunca günlük 1500 mg niasin (B3 vitamini) alımının serleşme fonksiyonu üzerinde önemli bir etkisi olduğu bildirilmiştir.
POLİFENOLLER:
Polifenoller antioksidan etki göstererek hücre ve dokuları oksidatif hasara karşı korumaktadır. Nar, yaban mersini, çikolata, yeşil çay ve kırmızı şarap yüksek seviyelerde polifenol içerir.
Kore kırmızı ginsengi ereksiyon fonksiyon puanlarını önemli ölçüde artırmış ve erkeklerin %60'ı fonksiyonda iyileşme yaşamıştır. Piknogenolün güçlü bir antioksidan olduğu, NO’yu uyarma ve ereksiyon fonksiyonunu iyileştirmede oldukça etkili olduğu ve ED’nin tedavisinde günlük en az 80 mg alınması gerektiği bildirilmiştir. Polifenollerin alt grubundan olan resveratrol, yüksek toksisite riskleri nedeniyle dikkatli kullanılmalıdır.

ESER METALLER (Magnezyum, Çinko, Bakır)
Önerilen üst sınırın (420 mg/gün) altında diyetle alınan magnezyum alımının artırılması, penis arter kalsifikasyonu riskini azaltabilir ve böylece ED'nin yaygınlığını azaltabilir.
Çinko, birçok fizyolojik süreç için gerekli olan temel bir eser elementtir ve eksikliği çeşitli patolojik durumlarla ilişkilendirilmiştir. Çinko, antioksidan savunma sisteminin düzgün çalışmasına ve hücreleri oksidatif hasara karşı korumaya katkıda bulunur. Çinko optimum testosteron seviyelerini ve penis endotel fonksiyonunu korumada faydalı olabilir; dolayısıyla ereksiyon fonksiyonunu ve erkek cinsel aktivitesini teşvik eder . Diyetle çinko alımının günde 40 mg'dan fazla olmaması önerilir ve diyetle çinko alımının ED riskini azaltmada faydalı olabileceği düşünülmektedir.
Makul sınırlar içinde bakır alımı, penis arterlerinde oksidatif hasar ve tromboz riskini azaltabilir. Organ hasarına neden olmaktan kaçınmak için, diyet bakırı günde 10 mg'dan az olmalıdır.
Eser metaller vasküler hasarı, aterosklerozu önlemede ve böylece nispeten küçük çaplı penis arterlerini birden fazla yolla korumada rol oynar. Diyetle alınan metal alımını önerilen üst sınıra kadar artırmak erektil disfonksiyonun yaygınlığını azaltmada faydalıdır.
Sonuç olarak; tam tahıl, sağlıklı yağ ve protein içeren dengeli beslenme, antioksidan, çinko omega 3 yağ asidi içeren kuruyemiş, meyve, sebze ve gerekli besinlerin alınması; alkol, işlenmiş ve yüksek şekerli gıdalardan kaçınmak veya sınırlandırmak, yeterli günlük su alımının sağlanması, sigaranın bırakılması, stres yönetimi, düzenli egzersiz yapılması sağlıklı bir cinsel yaşam için gereklidir. Eğer ek vitamin takviye gıda alınacaksa hastanın ihtiyacına göre mutlaka doktor kontrolünde uygun doz ve sürede alınmalıdır.