ilhami16 @ gmail.com

Yerel siyaset masa başında değil, sokakta öğrenilir. Hele ki Yıldırım gibi Bursa'nın sosyolojik yükünü, göç hafızasını ve hayat mücadelesini omuzlarında taşıyan bir ilçede siyaset yapıyorsanız, kenti değil insanı bilmek zorundasınız.

Bu noktada geçmiş yıllarda yerel siyasette bazı isimler var ki yıllar geçse de o siyasetçiler ebediyete intikal etse de akıllarda yer edinmiştir.

Bir Şemsettin Şen örneği hala aklımızdadır.

Keza Bener Özcan, Mustafa Bayrak da unutulmayan yerel siyasetçilerdendir.

Daha yakın tarihte Yıldırım'da Erdal Türkoğlu gerçeği vardır...

Hatırlatalım;

Önce MHP, ardından AK Parti'de belediye meclis üyeliği yapan Türkoğlu, Yıldırım'ın sadece haritasını değil, ruhunu da okumuş isimlerden biridir.

Çünkü Yıldırım; Doğu ve Güneydoğu'dan göç etmiş binlerce yurttaşın alın teriyle büyüyen, her sokağında ayrı bir hikâye barındıran bir ilçedir. Bu hikâyeyi bilmeden, o insanların dilini, hassasiyetini, beklentisini anlamadan siyaset yapmak mümkün değildir.


Erdal Türkoğlu'nun farkı tam da burada ortaya çıkmıştır. O, Yıldırım'da yaşayan Doğu ve Güneydoğulu hemşehrilerimizin sadece oyuna değil, derdine talip olmuş bir isimdir.

Taziye kültürünü bilen, düğünde halay başında duran, kahvede oturup dinleyen, mahallenin nabzını tutan bir siyaset anlayışıyla hareket etmiştir.

Resmî dil yerine samimiyeti, yukarıdan bakmak yerine yan yana durmayı tercih etmiştir.
Belediye meclisinde söz aldığı konular da tesadüf değildir.

İmar sorunları, plansız yapılaşma, sosyal donatı eksikliği, gençlerin spor ve kültür alanlarına erişimi, mahallelerin altyapı çilesi...

Bursa'nın ve Yıldırım'ın kronikleşmiş meseleleri onun gündeminde hep ilk sıralarda yer almıştır. Çünkü bu sorunları dosyalardan değil, sahadan öğrenmiştir.
Siyasette geçişler olur, rozetler değişir; ama şehrin hafızasında kalan şey duruştur. Türkoğlu'nun duruşu, partiler üstü bir yerel vicdan çizgisinde şekillenmiştir. Ne sert kutuplaşmanın içinde kaybolmuş ne de popülist söylemlerin cazibesine kapılmıştır. Mecliste eleştirirken de destek verirken de ölçüyü korumuş, Yıldırım'ın yararını öncelemiştir.
Bugün dönüp baktığımızda şunu net söylemek gerekir:
Yıldırım'ı bilmek yetmez, Yıldırım'ı anlamak gerekir.
İnsanını tanımayanın bu ilçede siyaset yapması mümkün değildir.
Erdal Türkoğlu, Yıldırım'ın çok kültürlü yapısını okuyabilmiş, Doğu'nun ve Güneydoğu'nun dilini bilen, bu şehrin sosyolojisine yabancı olmayan isimlerden biri olarak yerel siyasette iz bırakmıştır.
Sessiz ama sahici...
Gösterişli değil ama karşılığı olan...
Yerel siyasetin tam da bugün ihtiyaç duyduğu profil budur.