ilhami16 @ gmail.com



Türkiye ihracat rakamlarıyla övünmeyi seviyor. Her yeni açıklamada grafikler yükseliyor, hedefler büyütülüyor. Ancak o rakamların nasıl taşındığı, hangi şartlarda sınırı geçtiği pek konuşulmuyor. Oysa ihracatın vitrini üretimse, arka plandaki taşıyıcı omurga nakliye ve lojistiktir.
Bugün bir ürünün fabrikadan çıkıp limana ulaşması, oradan gemiye binmesi ya da kara yoluyla sınırı geçmesi tesadüflerle olmuyor. Lojistik dediğimiz yapı; planlama, zamanlama, maliyet ve insan emeğinin aynı anda yürümesiyle ayakta durur. Bu zincirin bir halkası zayıfladığında, ihracat kâğıt üzerinde kalır.
Gelinen noktada sektör ciddi bir sıkışmanın içinde. Maliyetler kontrol edilemez biçimde artıyor; yakıt, döviz, bakım, sigorta ve finansman yükü her geçen gün ağırlaşıyor. Buna karşılık navlunlar aynı hızda güncellenemiyor. Öngörü kaybolmuş durumda. Bugün yapılan plan, yarın geçerliliğini yitiriyor. Böyle bir tabloda sürdürülebilirlikten söz etmek kolay değil.
Sorun sadece maliyetle sınırlı da değil. Limanlardaki yoğunluk, gümrüklerdeki gecikmeler, mevzuattaki karmaşa operasyonel süreci kilitliyor. Lojistikte yaşanan her aksama zincirleme etki yaratıyor. Bir yerde duran süreç, tüm hattı felç ediyor. Ve en önemlisi; geciken her yük, ihracatçının itibarından bir parça daha götürüyor.
Bir başka kritik başlık ise insan kaynağı. Sektör büyüyor ama deneyim azalıyor. Uzun yılların birikimi sahadan çekilirken, yeni nesil bu ağır ve belirsiz alana mesafeli duruyor. Bu durum bugünden çok yarının sorunu. Eğer bugün önlem alınmazsa, birkaç yıl sonra taşıyacak yük buluruz ama yerli lojistik  bulamayız. Bu da şu demek. Hizmet ihracatının da düşmesi...
Nakliye ve lojistik; ihracatın tamamlayıcısı değil, bizzat kendisidir. Stratejiktir. Ama bugün bu stratejik alan, desteklenmeye ve yeniden ele alınmaya muhtaçtır. Sorunları görmezden gelerek ihracat hedefleri büyütülemez. Taşıyıcısı zayıf olan bir ticaret, gideceği yere sağ salim ulaşamaz.
Mesele sektörü konuşmak değil; sektörü ayakta tutacak aklı, düzeni ve iradeyi ortaya koymaktır.