ilhami16 @ gmail.com


Türkiye'de birine "Hangi kurum en çok sistem değiştirir?" diye sorsanız, cevabı düşünmeye bile gerek yok: Milli Eğitim Bakanlığı.
Sayın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e naçizane birkaç öneriyle başlamak istiyorum ama önce küçük bir hafıza tazelemesi yapalım.
Bir dönem 5+3+3 dedik, sonra 8+3, bazı okullarda 5+4+4 ve 8+4, en sonunda 4+4+4...
Yani bir çocuk ilkokula başladığında hangi sistemle mezun olacağını bilmiyor. Eğitim reformu dediğimiz şey bu kadar sık değişirse adına reform değil, deneme tahtası denir.
Yetmedi...
Bir de "Her lise Anadolu Lisesi olsun" fikri çıktı ortaya. Kulağa hoş geliyordu ama sonuçları pek parlak olmadı. Eskiden sınavla girilen, İngilizce'nin yanında Almanca gibi ikinci yabancı dili ciddi şekilde öğreten Anadolu Liseleri vardı. O okullardan mezun olan öğrenciler, bir dili neredeyse ana dili gibi konuşurdu.
Bugün ise tabelası Anadolu Lisesi olan ama eğitim niteliği sıradanlaşmış okullarımız var. İsim var, içerik yok.
Buradan açık bir öneri sunuyorum:
Sınavla girilen Anadolu Liseleri yeniden İngilizce ağırlıklı eğitime dönmelidir.
"Nitelikli okul" kavramı sulandırılmamalı. Aksine, nitelikli okul sayısı azaltılmalı, bu okullara giriş net ve adil bir sınavla olmalıdır.
Sınavda yeterli başarıyı gösteremeyen öğrenciler ise, dünyanın her yerinde olduğu gibi, mahallesindeki en yakın liseye kayıt yaptırmalıdır.
Bugün özellikle liselerde ne oluyor?
A Mahallesi'nde oturan öğrenci, Z Mahallesi'ndeki okula gidiyor. Her gün iki saat yolda.
Bu çocuk ne ders çalışabiliyor ne sosyal hayat kurabiliyor. Eğitim mi bu, yolculuk mu belli değil.
Bir başka önemli mesele: Obezite ve abur cubur alışkanlığı.
Tam gün eğitim yapan okullarda, üniversitelerde ve KYK yurtlarında olduğu gibi, sembolik bir ücretle öğle yemeği verilmelidir.
Bu hem sağlıklı beslenmeyi teşvik eder hem de ailelerin yükünü azaltır. Kantinlerden çıkan abur cubur düzeniyle bu iş olmaz.
Ve gelelim ara tatillere...
Ortaokul ve liselerdeki ara tatiller kaldırılmalı.
Bu günler, üniversitelerde olduğu gibi "sınav haftası" ilan edilmelidir. Öğrenci sadece sınavına girsin, sınav sonrası ders işlenmesin, evine gidip eksiklerini görsün, çalışsın. Tatil değil, ölçme-değerlendirme zamanı olsun.
İlkokullar için ise bambaşka bir önerim var:
"Kentimizi Tanıyoruz" başlığı altında kent içi geziler düzenlenmeli.
Çocuk Bursa'da yaşıyorsa Ulucami'yi, Yeşil'i, Emirsultan'ı, Uludağ ve Teleferik gibi yerleri görmeli. Yaşadığı kentin tarihini, kültürünü bilmeden büyüyen bir nesilden aidiyet bekleyemeyiz.
Özetle...
Eğitimde mesele sürekli sistemi değiştirmek değil, istikrar ve kaliteyi sağlamak.
Öneri bizden, değerlendirmek yetkililerden.
Ama şunu da not düşelim: Bir ülkenin geleceğiyle bu kadar sık oynanmaz.