Pıhtı atmada “erken müdahale” kalıcı hasarları azaltıyor

7 ay önce
613 kez görüntülendi

Pıhtı atmada “erken müdahale” kalıcı hasarları azaltıyor

Ünlü aktör Kadir İnanır, beyne pıhtı atması nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Ameliyat edilen ve yoğun bakımdaki tedavisi devam eden İnanır’ın hayati tehlikesinin olmadığı öğrenildi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahı Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, beyne pıhtı atmada erken müdahalenin önemine işaret etti.

Pıhtı atmanın beyin damarlarından birinin ya da birkaçının kalp-damar sistemi içinde genellikle kanın kümelenmesi ile oluşan bir tıkaç ile tıkanması sonucu ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, “Pıhtı atma, tıkanan damarın beslediği belirli bir beyin bölgesinde kanlanma yetersizliği ve aşama aşama beyin dokusunun fonksiyon kaybına kadar giden bir durumdur” dedi.

Kalp hastalıklarına dikkat!

Beyin damarlarının “emboli” olarak da adlandırılan bir tıkaç ile tıkanmasının en sık kalpte oluşan bir pıhtının damar akımı ile beyin damarına gelmesi ile ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, “Bu genellikle atriyal fibrilasyon gibi kalp ritim bozukluklarında, kalpte protez kapakçık olması durumunda, enfeksiyonlarda ortaya çıkar. Ayrıca, boyundaki şah damarlarındaki (karotis sistemi) plaklardan, travmalardan ve tümöral durumlardan da kaynaklanabilir” diye konuştu.

En yaygın belirti: Kol ve bacaklarda kuvvet kaybı

Beyin damarlarının bir tıkaç ile tıkanmasına bağlı belirtilerin tıkanan damara göre değişiklikler gösterdiğini ve klinik tablonun çok geniş bir yelpazede değiştiğini ifade eden Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, “Çok belirsiz hatta bazen gözden kaçabilen hafif derecede etkilenen hastaların yanında ani ölümler dahi görülebilir. Klinik tablo sıklıkla kol ve bacaklarda kuvvet kaybı/felçler, duyu bozuklukları, konuşma bozuklukları, görme kayıpları, bilinç etkilenmeleri şeklinde ortaya çıkar” diye konuştu.

Felç, konuşma ve görme bozuklukları ortaya çıkabilir

Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, pıhtı atmanın çeşitli sonuçlara yol açabileceğini belirterek “Beyin damarlarının tıkayıcı (trombo-embolik) hastalıkları felç, konuşma bozuklukları, görme bozuklukları, duyusal etkilenmeler ve psikokognitif (algılama ve değerlendirme) bozuklukları gibi nörolojik kayıplara ve vücutta sistemik etkilenme ve işlev bozukluklarına hatta bazen ölüme yol açabilir” uyarısında bulundu.

Hastalıklar mutlaka takip edilmelidir

Beyin damarlarının tıkayıcı (trombo-embolik) hastalıklarının alınacak bazı tedbirlerle önlenebileceğini belirten Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, “Kişinin sağlık kontrollerinin ve tedavilerinin düzenli bir biçimde takibi ile en çok kalp-damar sistemine ait ya da diğer sistemlere ait hastalıkların tanınmış olması, gerekli tedavilerin yapılıyor olması ile büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık grubudur. Ortaya çıkması ile oluşan nörolojik hasar kişiye ve kayıpların ne olduğuna ve derecesine göre farklı sonuçlansa da sıklıkla erken tanı ve zamanında ve doğru bir tedaviyle günümüz tıbbi imkanları içinde büyük ölçüde geri döndürülebilmektedir” dedi.

İlk dakikalarda müdahale önemli

Beyin damarlarının bir tıkaç ile tıkanmasının, kalp-damar hastalıklarından, enfeksiyonlardan, tümörlerden, travmalardan kaynaklanabildiğini ifade eden Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, “Birincil hastalığın tanınması ile koruyucu tedaviler yapılarak beyin damarlarının tıkayıcı hastalığı büyük ölçüde engellenebilmektedir. Bunun yanında, hastalığın erken tanınması (ilk saatlerde) ile girişimsel müdahaleler yapılarak henüz beyin dokusunda çok ileri hasar oluşmadan hastalık ve etkileri geri döndürülebilmektedir” diye konuştu.

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık