8 ŞUBEDEN ORTAK DEKLARASYON:

4 ay önce
166 kez görüntülendi

8 ŞUBEDEN ORTAK DEKLARASYON:

TMMOB Mimarlar Odası örgütlülüğünün 8 şubesi (Adana, Bursa, Çanakkale, Eskişehir, Gaziantep, İzmir, Kayseri ve Muğla Şubeleri), 6 Ocak 2018 Cumartesi günü Mimarlar Odası Bursa Şubesi ev sahipliğinde bir araya geldi.

Toplantıda, Mimarlar Odası’nın güncel durumuna dair değerlendirmeler yapılırken, geleceğine ilişkin de görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantıda ayrıca konuşulan konulara ilişkin bir deklarasyon metninin hazırlanarak diğer şubelerle ve akabinde tüm Mimarlar Odası üyeleri ile paylaşılması kararı alındı.

Deklarasyon şu şekildedir:

MİMARLAR ODASI’NIN MİMARLIKLA VE ÜYELERİYLE BARIŞMA VAKTİ GELMİŞTİR!

Mimarlar Odası’nın kuruluşundan bu yana gerek ülke gerekse mimarlık gündemimizde köklü değişimler meydana gelmiş ve bu değişimler hem ülkemizi hem de mimarlığımızı olumsuz yönde etkilemiştir.

Çığ gibi büyüyen bina üretimine karşın her geçen gün daha da daralan meslek alanımız, çok yakın bir geçmişe kadar sayıları 20’yi geçmezken bugün 150’ye yaklaşan bir çoğunun niteliği tartışılır mimarlık okullarımız, Açlık sınırında ücret alan binlerce ücretli çalışanımız, taşeron işçi kadrolarında kamu kurumlarında ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören kamu personeli meslektaşlarımız ve her yıl 4 bin civarında üstüne koyan 50 bini aşkın üyemiz ile mesleğimiz açısından pek de iyi günler geçirmediğimiz ortadadır.

Ülkemizde on yıllardır süregelen; son yıllarda ise artık sınır tanımayan kent yağması, tahrip edilen tarihsel mirasımız, parsel bazında plan değişiklikleri ile delik deşik edilen imar planlarımız, hukuk tanımaz yerel yönetimler ve bu kanunsuzluğa göz yuman ve hatta arka çıkan merkezi iktidarlar karşısında Mimarlar Odası, 64 yıldır kamunun vicdanı olma sorumluluğunu da üzerine almış ve bu görevi hakkıyla yerine getirmiştir.

Ancak özellikle son dönemlerde Türkiye’nin siyasi atmosferi ve yukarıda saydığımız olgular neticesinde Odamızın, mesleğin sorunlarına bakışı konusunda zaafları meydana gelmiştir.

Merkezi düzeyde ortaya konulan keskin siyasi söylemler, mesleki hak arayışının önüne geçmiş; Oda yönetimlerinin üyeler ile bağları kopmuş, üyelerimizin çoğunluğunda “Oda benim için ne yapıyor?” sorusu dillere pelesenk olmuştur.

Meslekte haksız rekabet, sahte – imzacı mimarlar, telif hakları, mimarlık eğitiminde niceliğin niteliğin önüne geçmesi, ücretli çalışan meslektaşlarımızın geçim ve güvence koşulları, kamu çalışanı mimarlarımızın kadro durumları gibi onlarca mesleki sorununun karşısında, Mimarlar Odası’nın merkezi düzeyde yaptığı açıklamaların daha çok ülke siyasetine yönelik karşıt söylemlerden ibaret olması, Odamızın üyeleriyle olan bağlarını zedelemekte ve bir kısım medyanın maksatlı yayınları ile de Mimarlar Odasının tüm yurtta ‘siyasi bir örgütlenme’ gibi algılanmasına neden olmaktadır. Odamız, yerleştirilmeye çalışılan bu algıyı fırsat olarak gören merkezi iktidarlar eliyle her geçen gün biraz daha etkisiz ve yetkisiz hale getirilmekte ve bu durum 50 bini aşkın mimarın tek güvencesi olan Mimarlar Odasının saygınlığını zedelemektedir.

Bu sorun tespitinin ardından Mimarlar Odası ve Merkez Yönetiminin sahip olması gereken nitelikler değerlendirilmiş ve şu şekilde sıralanmıştır:

1. TMMOB Mimarlar Odası’nın siyasi muhalefeti, Kent yağmaları, İmar yolsuzlukları ve Tarihsel mirasın korunmasının yanında, Cumhuriyetin temel kazanımları, Atatürk İlke ve devrimlerinin savunulması, özelleştirme karşıtlığı, laik bilimsel eğitim ve insanca yaşama hakkı talebinin önüne geçmemeli; üst düzey siyasi tavır geliştirme eğiliminde olan meslektaşlarımız bu yaklaşımlarını siyasi partiler çatısı altında değerlendirmelidirler.

2. Bir yerden sonra doğal şekilde Mimarlar Odası’nın yalnızca mali devamlılığını sağlamaya dönüşen yönetim anlayışı kırılmalı; üye sorunlarına eğilerek ülke genelinde yayılan örgüte olan ilgisizliğin önüne geçilmelidir.

3. Siyaseten uzlaşılmaz görünen iktidar sahipleriyle dahi üye menfaatine dayalı bir diyalog süreci başlatılmalı ve üyeler için bulunulan taleplere gelecek olası olumsuz cevaplar üyelerimizle etkin biçimde paylaşılmalı; diğer bir deyişle gerektiğinde iktidar sahipleri üyelerimize şikâyet edilmelidir.

4. Kent konularına ilişkin yereldeki muhalefet, itirazlar ve dava süreçleri ile etkin biçimde yürütülürken, yerel yönetimlere teknik ve akademik katkı sağlamaktan da geri durulmamalıdır.

5. “Oda neye yarar?” söylemi, “Odam benim için var!” a dönüşmelidir.

6. Özellikle kamu projelerinde haksız rekabetin önüne geçmenin en önemli aracı olacak proje yarışmaları, Mimarlar Odası’nın ana çalışma konuları arasına girmeli ve Mimarlık yarışmaları yalnızca yarışma sonuçlanana kadar değil, yarışmaya konu proje uygulaması bitinceye kadar Odanın takibinde olmalıdır.

7. Mimarlar Odası, Serbest Çalışan, ücretli ve kamu çalışanı üyelerinin sorunlarına ilişkin etkin çalışma yürütmeli, bu konuda şubeleri vasıtasıyla yerelde yaşanan sıkıntıları tespit etmeli ve bu sorunların çözümünde yine siyasete etki etme ve baskı kurma çabasından geri kalmamalıdır.

8. Merkez Yöneticileri, 55 bin mimarı temsil ettiklerinin bilinci ile hareket etmeli ve her koşulda üyeleriyle barışık ve üyelerine karşı uzlaşmacı olmalıdır.

9. Merkez Yönetimi, Şubeleri arasında mutlak bir koordinasyon sağlamalı; şube ve temsilciliklerimiz arasındaki uygulama farklılıkları son bulmalıdır. Mimarlar Odası Genel Merkezi 26 şubemizin yanında 27. Şube olarak değil; 26 Şubenin koordinatörü ve yöneticisi olarak var olmalıdır.

10. Çağın gereklerine uygun olarak sosyal medya uygulamaları etkin biçimde kullanılmalı ve Mimarlar Odası mesleki gelişime yönelik yayınlar yapacak bir medya gücünü artık oluşturabilmelidir.

11. Şube yöneticilerinin katılımı ile gerçekleşen MYK toplantıları demokratik bir şekilde ve eşit söz hakkı ilkesine dayanacak şekilde “masa etrafında” yapılmalı ve tartışma eylemine imkân vermeyecek oturma düzenlerinden kaçınılmalıdır.

12. Şubeler ve Üyeler ile yalnızca ‘ödenti tahsilatı’ üzerinden kurulan ilişki algısı kırılmalı; müelliflik haklarının korunması ve nitelikli mimarlık üretimlerinin önünün açılması konularında etkin çalışmalar yapan ve bu çabasını üyesine hissettiren bir Merkez Yönetimi oluşturulmalıdır.

Yukarıda sıraladığımız tespitler ve öneriler hassasiyetle değerlendirildiğinde; Ülkemizde nitelikli mimarlık üretimlerine ve sağlıklı yaşanabilir kentlere ilişkin umutlarımızın tekrar yeşereceğine inanıyor ve Odamızın 46. Genel Kuruluna giderken bu deklarasyonun Odamızı yönetmeye aday olacaklarca dikkate alınmasını diliyoruz.

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık